09:34 pm, ozanonen
99 notes
text
kötüydü bu ve bunu yapmamalıydım.



ilk önceleri, türkçe kaynaklarda ilk kez oray eğin‘in
bir köşe yazısında adının geçtiğini düşündüğüm tao lin isimli genç nabigaeğin‘in yazdıklarından sonra fena halde merak edip araştırdım; eğin‘in bahsettiğine göre, 1983 doğumlu tao lin, abd edebiyat çevrelerinde şimdiden dahi olarak kabul görüyordu çünkü. sonrasında, dünya yeraltı edebiyatı’nın kült isimlerinden biri haline gelen ve sinemaya da uyarlanan dövüş kulübü adlı eseriyle hemen hemen herkesin tanıyor hale geldiği chuck palahniuk’un resmi internet blogunda, tao lin’den övgüyle bahsedilen bir kritiğe de tesadüfen rastlayınca, bu yazıyı yazmamın elzem olduğuna kanaat getirdim.

tao lin‘in you are a little bit happier than i am (şiir, 2006), eeeee eee eeee & bed (öykü, 2007), cognitive-behavioral therapy (şiir, 2008), shoplifting from american apparel (roman, 2009), richard yates (roman, 2010) olmak üzere şu ana kadar yayımlanmış beş kitabı var.

kendi yalnızlığına odaklanarak yazan ve anlatılarını bir tür yeni gerçekçi eksende kaleme alan tao lin‘in yazdıklarının türk okurlar için ne denli ilgi çekici ve anlaşılır olabileceğini kestirmek şu an için zor, lâkin, şahsın amerikan gençliğini hop oturtup hop kaldırdığını ve eleştirmenlerin de bir hayli dikkatini çektiğini görmek mümkün.

şiirleriyle, abd‘nin küçük iskender‘i algısına benzer bir algı yaratan ve cüssesine göre de iyi derecede bir okur kitlesi edinen tao lin, fazlasıyla sarkastik ama buna rağmen duru ve arı bir dil kullanıyor. romanlarında ise eleştirmenleri oldukça şaşırtan ve şeklen deneysel bir tarza sahip. dikkatimi çeken bir diğer detaysa, tao lin‘in internet üzerinden hiç de yabana atılamayacak bir tür yayıncı figüre dönüşmüş olması:

sosyal medyanın olanaklarını sonuna kadar kullanan lin, yazılı basında da kendisine oldukça geniş biçimde yer buluyor. yazılarına ve eserlerine erişim için, internette tao lin araması yapabilir, bu genç edebiyatçının tüm sosyal medya alanlarına ve internet üzerinden de eserlerine e-kitap formunda kolaylıkla erişebilirsiniz.

yazdıklarının türkçe çevirisine internet üzerinde henüz hiç rastlamadığım için de, tao lin hakkında internet üzerinde yazılacak bir yazı ekseninde ona ve muhtemel okurlarına yapılabilecek en iyi şeyin, onun bir yazısını ya da şiirini türkçe‘ye çevirmektir diye düşündüm ve bu yazım ekseninde, daha önce rastlamadığımı düşündüğüm için, size, türkçe‘de ilk defa bir tao lin çevirisi okutmuş olmak istiyordum.

lâkin, tam da bu esnada, iyi de bir okur olduğu belli olan bleached cocoon takma adlı bir edebiyatsever beni dürttü ve dedi ki “sıcak nal, bir edebiyat dergisi ve mart iki bin on’dan beri çıkıyor; genel yayın yönetmeni süreyyya evren ve sıcak nal, komşu yayınları’ndan çıkıyor. öykü ağırlıklı bir dergi ve yeni yazarlarla da çok ilgileniyor. tao lin de yakasından çektiği isimlerden biri ve sıcak nal, mayıs ayından bu yana tao lin çeviriyor. hatta, temmuz-ağustos iki bin on sayısında tao lin’in bir söyleşisi bile var.

bir süredir, farklı uğraşlarım nedeniyle istemeden de olsa, edebiyat dergilerine sırt çevirmiş olduğumdan, cemal süreya‘nın bir şiirinden adını alan sıcak nal‘ı kaçırmışım. doğrusu, ayıp da etmişim. bu yüzden, cemal süreya üstâdın soyadından attığı y harfini soyadında gururla taşıyan ve yeniyetmelik dönemimde dergilerle fena halde haşır neşirken yazdıklarıyla tanıştığım süreyyya evren‘e de selâm ederek, bir tao lin çevirisi de benim ellerimden çıksın diyorum.

tao lin’in hangi şiirini çevirsem diye düşünürken de, tao lin‘i tanımama vesile olan oray eğin‘in facebook‘unda paylaşmış olduğu bir tao lin şiirini çevirmemin anlamlı olacağına kanaat getirdim. dahası, bu bağlamda, çeviri şiir üzerine de biraz çene çalmak niyetindeyim.

çünkü ben çeviri şiirden pek de hoşlanmam. çünkü tüm sözcükler arasından ustalıkla seçilmiş sözcüklerle inşa edilen bir tür elmas işçiliği ürünü olarak şiirin, başka bir dile çevrilmesi oldukça tantanalı bir durumdur ve bana kalırsa çeviri şiir, orijinaline göre her daim bir dem eksiktir. bazen de çevirenin kalemine bağlı olarak orijinalinden bir parça fazladır. bu yüzden, türkçe eserler okumak isteyen okurların tao lin‘i nasıl tanıyacakları konusuna kuşkuyla bakıyorum ve tanınmasını istediğim bu yeni ismi, internet üzerinden de olsa biraz da kendi dokunuşlarımla tanıtabilmek istiyorum.

bu yüzden, tao lin‘in dünya edebiyat çevrelerinde yaratmış olduğu heyecanı da görmezden gelmemek gerekir diye düşünerek, tanınmasına en çok vesile olmuş şair kimliğini tanıtmadan olmaz diyerek, sevimsiz bir çeviriye de imza atmamak adına, can yücel‘in şekspiryane şiir çevirisi fikrine kapıldım ve tao lin‘in bir şiirini -biraz da o şiiri kendim yazıyormuşum gibi- kendi çeviri anlayışım ekseninde ‘yorumladım’.

tao lin‘in, cognitive-behavioral therapy adlı kitabında yer alan that was bad; i shouldn’t have done that isimli şiiri, kendimce çevirmeye çalıştım ve bu yorumlamayı yaparken de en sevdiğim çeviri şiirlerden biri olan shakespeare‘in 66. sone‘sinin can yücel çevirisini çeviride bir yol gösterici olarak birkaç defa okudum. çünkü can yücel, shakespeare‘i bizim gibileştirmişti, onu biraz daha anlaşılır kılmak adına. bu durum, şiir çevirisinde benimsediğim yöntem olmakla beraber, dünyanın tüm şairlerini bu tür çeviriler ekseninde orijinal metinleriyle birlikte -hatta, farklı farklı şairlerin de çevirileriyle yan yana biçimde- okuma şansımızın bir gün tümüyle elimizde olmasını da umut ediyorum.

bahsettiğim tao lin şiirinin çevirisine geçmeden önce, can yücel‘in dilinden shakespeare‘in 66. sone‘sini de burada paylaşmak uygun düşer sanırım:

vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni, 
değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
o kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
ezilmiş, horgörülmüş el emeği, göz nuru,
ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
değil mi ki kötüler kadı olmuş yemen'e 
vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
seni yalnız komak var, o koyuyor adama.

bu da, william shakespeare‘in kendi kaleminden, 66. sone‘nin orijinal hali:

tired with all these, for restful death I cry,
as, to behold desert a beggar born,
and needy nothing trimm’d in jollity,
and purest faith unhappily forsworn,
and guilded honour shamefully misplaced,
and maiden virtue rudely strumpeted,
and right perfection wrongfully disgraced,
and strength by limping sway disabled,
and art made tongue-tied by authority,
and folly doctor-like controlling skill,
and simple truth miscall’d simplicity,
and captive good attending captain ill:
   tired with all these, from these would I be gone,
   save that, to die, I leave my love alone.

tao lin‘in sözcüklerini usulüyle çevirebilmek adına ve argosuna da hakim olabilmek için abd‘nin ekşi sözlük‘ü sayılabilecek urban dictionary‘den de yararlandım. yaptığım çevirinin tao lin‘in üzerinde hiç de fena durmadığını düşünerek, sizi tao lin‘le baş başa bırakıyorum efendim, elbette, biraz da benim dilim giriyor araya:

kötüydü bu ve bunu yapmamalıydım


sırf kafan daha çok karışmasın diye,
sakin yüz ifademi takınmayı sürdüreceğim;
çin işi gözlerim ve bütünüyle dostça bir hâl içinde.
bunalımdan uzak duran birini çeker canım;
canım çeker, seni; eğer halen işe yarar biriysen;
delirmemeliyim, veyahut, bunalıma da girmemeliyim.
- ben neden hiç deli, bunalımlı ya da işe yaramaz değilimdir ki?
bu sabah, evin her yerini silip süpürdüm,
mutfağı ve bilgisayar odasını temizledim.
yazıcı çıktılarından, sana kâğıttan ‘çük’ler bile yaptım!
değişim fırsatı her anın içinde varlığını sürdürür çünkü
ve tüm ‘an’lar yalnızdır.
ve diğer anlardan ayrı olarak,
sınırlı sayıda an daha vardır.
ve değişim fikri,
olumlu veya olumsuz düşünmenin yol açtığı
bir tür -di’li geçmiş zaman yalanı olacaktır.
ellerin yüzünü örtüyor,
vücudun bir heykel gibi uzanıp kıvranıyor;
sana eklenmeye çalıştığım her an.
keşke sadece bir anlığına da olsa,
keyif içinde gözyaşı dökebildiğini görebilse(ydi)m.

tao lin | lost in translation: ozan önen

bu da, üstte çevirdiğim şiirin orijinal metni, tao lin‘in ellerinden:

that was bad; i shouldn’t have done that

to prevent you from entering a catatonic state
i am going to maintain a calm facial expression
with crinkly eyes and an overall friendly demeanor
i believe in a human being that is not upset
i believe if you are working i should not be insane
or upset - why am i ever insane or upset and not working?
i vacuumed the entire house this morning
i cleaned the kitchen and the computer room
and i made you a meat helmet with computer paper
the opportunity for change exists in each moment, all moments are alone
and separate from other moments, and there are a limited number of moments
and the idea of change is a delusion of positive or negative thinking
your hands are covering your face
and you body moves like a statue
when i try to manipulate an appendage
if i could just get you to cry tears of joy one more time

tao lin, cognitive-behavioral therapy

ozan önen  | 1 kasım 2010, pazartesi


fotoğraf:
tao lin‘in richard yates adlı romanının kapağından bir kesit.


  • Notes
  1. sebnemkaya67 reblogged this from ozanonen
  2. friendsinhell reblogged this from ozanonen
  3. delilerevindenanilar said: güzel çeviri ellerine sağlık
  4. failhatun said: Güzel çeviri. Tebrikler.
  5. provokatifedebiyat said: Her geçen gün sen de daha iyi yazıyorsun Ozan. Her yazın bir öncekinden daha iyi oluyor. Tebrik ediyorum bu güzel çeviri dolayısıyla.
  6. provokatifedebiyat reblogged this from ozanonen
  7. kokhucre-giovannier reblogged this from ozanonen
  8. ozanonen posted this